Sayfalar

Cuma, Mayıs 30, 2008

Tar Ezgisinde Bükülen Evren



(düzeltme : 30.5.08)

Bir garip ki bu akşam
Yıldızlar bile saklanır
Soğuran karanlığımdan korkar,
Yansıtan aydınlığımdan çekinir.

Bu akşam ateşim seni çeker;
Dumanım sana kaçar.
Olmaz koyarsam adını ,o an,
Hayaller teğet geçer.

Hep sorularda doğar,
Kabullerde büyürüm ben.
Sana görünüş hafif gelir,
Ama ruhum da ağır kaçar.

Bazen benler tüme varmaya çalışır,
Ama şans ya dibe varır.
Ben noktasal bir yanlis ve sen bir doğruysan,
Seni tutturma olasılığım sıfır.

Ve ben karşınlarda ve rağmenlerde
Acabalarda ve sankilerde
Olsalarda ve keşkelerde
İmkansız olmadığına göz kırparım.

(Bu şiirimsi hafif bulutlu bir Göttingen gecesinde Tar dinlerken ortaya çıkıverdi. Evreni bükme gücüne sahip bir çalgı . Farklı alemlere geçmek istiyorsanız bir yolunu bulup canlı dinlemeniz önerilir. )

Pazartesi, Mayıs 26, 2008

Yaşam Belirtisi



Anka Kuşu son manevrasını da tamamlayıp yere indiğini anlatan sinyali NASA’ya gönderdiğinde yaratıcıları, tüm ağır tavırları bir kenara bırakıp ekranın önünde hoplamaya, sevinç çığlıkları atmaya başladılar. Bazıları ağlayarak bir diğerine sarılıyor, bazılarının ise iniş sırasında kasılan kasları gevşeyip onları en yakındaki sandalyenin üstüne atıyordu.

Anka Kuşu kendisine enerji sağlayacak güneş panellerini, inerken yarattığı toz bulutu geçene kadar açamayacaktı. Dolayısıyla beklemedeydi.


Dünyada, NASA’da coşku ile kutlamaların yapıldığı sırada, Mars'ın hemen üstünde önce bir parlama oldu, sonra da devasa bir uzay gemisi belirdi. Gemi bir süre uzayda asılı kaldı. Ardından incecik bir ışık huzmesi Anka Kuşu’nun aydınlattı ve onunla ilgili bilgiler ve üç boyutlu görüntüsü uzay gemisinin ekranına yansıdı. Mırıltıyı andıran sesler duyuldu ekranın başında. Dünyalılar gene minik ve komik araçlarını test ediyorlardı. Bir süre sonra, Anka Kuşu’nun üzerinde yeni bir toz tabakası bırakan ışık huzmesi yokoldu. Ardından gemi de hızla gözden kayboldu.


Dakikalar sonra, NASA’da coşku yerini endişeye bırakıyordu. Güneş panellerinin açılması gecikmişti. İniş sırasında bir sorun olmuş olma ihtimali bir anda herkesin moralini bozdu. Kontrol odasını endişe ve panik kapladı.İnsanlar bir ekrandan bir ekrana koşturarak bir hata olup olmadığını anlamaya çalışıyorlardı.


Anka Kuşu’nun sensörlerinden birinin üzerinde kırmızı bir ışık yanıp sönmeye başladı. Tam bu sırada, makinenin ayakları arasındaki topraktan iki tane yeşil solucanımsı yaratık çıktı. Bir süre sanki tereddüt ediyorlarmış gibi yerlerinde kaldılar. Sonra birisi Anka Kuşu’na tırmanmaya başladı. Tam kameranın üstündeki çıkıntıya vardığında, diğeri de tırmanmaya başladı. İkinci solucanımsı yaratık güneş panellerinin üstüne gelmişti ki çatırtıyı andıran bir sesle paneller açılmaya başladı ve yaratık tekrar yere düştü. Açılan güneş panellerinin sağladığı enerjiyle Anka Kuşu canlandı ve eve ilk sinyalini yolladı.


NASA’da gene büyük bir coşku ve rahatlama vardı.


Anka Kuşu sonra yere bastığını kanıtlarcasına ilk fotoğrafını gönderdi : sağ ön ayağın fotoğrafını. Bu sırada küçük solucanımsı yaratık sol ön ayağının üzerinde inatla tırmanmaya çalışıyordu.


Yeterince enerji toplayan Anka Kuşu bir adım attı. Hareket eden sol ön ayaktan kayıp düşen yaratik yeterince hızlı hareket edemedi ve arkasından gelen ayak onun tam üzerine indi.


Anka Kuşu, ayaklarından birinin altında ve kamerasının hemen üstündeki biri ölü biri canlı iki yaratık ile yaşam belirtisi aramak için ıssız yüzeyde dolaşmaya başladı. Mars’ın tozlu, kayalık ve cansız yüzeyinin ilk fotoğrafları eve ulaştıktan sonra insanlık büyük bir umutla Mars’ta yaşam belirtisi bulunacağı anı beklemeye koyuldu.

http://www.ntvmsnbc.com/news/447509.asp

09:45

26 Mayıs 2008

Çarşamba, Mayıs 21, 2008

Pozitif misin?


Her gecen gun etrafimda daha fazla insanin "pozitif düşünme"ye başladigini ve bunu bi sekilde hayatlarina uygulamaya calistiklarini göruyorum. Elbette zor gorunen bir sey bu bazen, butun dunya ustumuze ustumuze geliyormus gibi oldugunda mesela. Ama aslinda gercekten de o kadar zor degil.

Sanirim once "pozitif"in ne olduguna karar vermek gerekiyor. Ne pozitif ne negatif bizim icin? Herkesin bu tip soyut kavramlarda (kötü/iyi, guzel cirkin gibi) kendine has tanimlari var elbet. Bu konuda genelgecer bir tanim mumkun olmasa da, tanimin kendi "görelilik"lerimiz ve cevreden dogan "görecelik"lerden cikacagini dusunebiliriz.Yani ne kadar da olsa - doganin bir kanunu- yaptigimiz hic bir tanim diger sözlüklerdeki diger tanimlardan bagimsiz degil. Yani pozitif dedigimizde ortaya cikan kavram da aslinda bize göre ve cevremize kıyasla pozitif olarak adlandırılacak seyler. Dolayısıyla pozitif dusundugumuzde sadece kendimize göreyi hesaba kattigimizda o "evren"e göre pozitifligi tam doldurmayabilir. Ama pozitifligi tanimlarken cevre etkenleri nasil hesaba katabiliriz? Etrafımızdaki butun "görecelik"leri fark etmek imkansiz dünya popülasyonunu göze alirsak örnegin. O zaman ne yapmalı? Benim kendi kendime gelistirdigim ufak bir yol var,ve beni su siralar cok mutlu ediyor. O yüzden paylasmak istedim.

Cok basit aslinda. Pozitif dusunuyorum ama abartmıyorum :)

Daha dogrusu baktim pozitif dusunme biraz cetrefilli bir is, ben de diger tarafa geciyorum ve "negatif düsünmeme"yi seciyorum. Cogunlukla notr bırakıyorum kendimi. En iyisi olacak, en guzeli olacak elbette, icimde her zaman "hayat güzel", "karsima da hep en güzel olasiliklar cikacak" cümleleri donuyor durmadan. (Herkesin dalgalanmaları vardır, önemli olan dalgalanmanın boyutu, seni asil senden ne kadar saptırdıgıdır ;) ) Boyle tanımlayınca pozitifi, yani pozitifi notre cekince, hersey bir anda acılıveriyor. Pozitifin her zaman sizi havaya ucuracak seyler olmadigini fark ediyorsunuz. Pozitifin bazen hayat tecrubesi anlamında pozitif oldugunu goruyorsunuz. Bazen cok ufak ,belki de belirlediginiz "nihai pozitif amaç" için -varsa eger- önemsiz görünen bir ayrıntıdan alacaginiz zevk de zaten tam bu noktada yatıyor. Pozitifligi ne kadar genis tanımlarsanız o kadar cok ayrıntı görüyorsunuz. Dünya kaotik, dinamik bir yapı. Ve hayat ayrıntılarda gizli aslında. İşte o "pozitif amaç koyma"nın, mesela pozitif dusunmeye "abartıp" kendinizi hep en yukarılarda gormenin, onu amaclamanin doguracagi, sizin farketmeyeceginiz ve gene sizin icin aslinda "negatif" olacak sonuclari olabiliyor. Ne gibi mesela? Mesela o göz ardı ettiginiz ayrıntıda gizlenecek mutluluk, memnuniyet parcaciklari gibi. Bir mutluluk parcacigini kacirmaktan daha "negatif" ne olabilir ki? Bu aslında suna benziyor: Bir is kadini dusunun,onun pozitifi basarisina odaklanmis. Otobusu ile isine giderken her sabah kendini dolgun ucretli saygı goren bir mevkide imgeliyor, onu yaratmaya calisiyor. O camdan bakarken günes isiklari birden bulutlarin arasindan cikiyor ve gökten dusen minicik su damlalarina carparak binbir renge ayrılıyor, gözkyüzünü boyuyorlar,sahane bir manzara, tüm canlilari hayran birakan bir manzara. Ama is kadinimiz kendi hayaliyle mesgul, kendi planlari, kendi gelecegiyle. Bugunku,o anki eglenceyi kaciriyor. Taptaze toprak kokusu doluyor aralık camdan iceri. O hissetmiyor. Tum algılar hayal etmeye odaklanmis. doganin sundugu mutlu etme potansiyelini acikca kucumsemek degil mi bu aldirmazlik? Peki niye? Kesinlikle hayal etmesin, biraksin, basari da neymis felan demiyorum, demek istedigim bu degil. Herkes kendisini mutlu edecek seyleri yaratmaya calismali elbette. Ama abartmadan :) Yasami kacirmadan. Pozitif dusunmeye calisirken kendine ket vurmadan, algına ket vurmadan. Farkında olacagim diye kasip tüm farkindaliklarini koreltmeden.

Evet, aslinda demek istedigim bu. Kasmamak gerek :)

Mesela aklıma simdi bir örnek daha geldi.

Olaylara pozitif bakmaya calisan birkac kisiden duydugum ve beni dusunmeye sevkeden cok basit cumlelerden biri: "Gülü seven dikenine katlanır. Pozitif bakmak lazım. Bu da hallolur" tarzı bir konusma. İyi de, katlanmak? Belli ki bir memnuniyetsizlik bir kabullenmeme var hala. O zaman "kabul etmiyorum" demek lazım. Pozitif dusunmek kadercilik degildir ki! Benim icin degil en azından. Ama su olabilir "Her dikenin orda olmasinin bir nedeni var." :) O zaman zaten katlanmak gibi benim tuylerimi diken diken edecek kadar "negatif" bir kelime de ortadan kalkıyor. Ama hersey gibi bunu da abartmamak gerek. Harekete gecmek gereken yerde "bunun da bir nedeni vardır elbet" demek de bazen "pozitif"ligi,pozitif secenekleri kacirmak demek oluyor. Kader bizim yarattigimiz bir sey. "Pozitiflik" de bunun icin var.

Aklıma geldi,paylasmak istedim. Bir sure once baktım, mutlulugu tanımlamis,kaliplara sokmusum, mutlulugu ararken hayati kacirmisim. Daha gec degil. Ben de mutluluk sinirlarimi olabildigince asagilara cektim :) Kaldirmak daha guzel olurdu elbet. Bakalım.

Bu yazıyı okuyan herkes, sevgi ve isikla kalin efendim! :)

Pazar, Mayıs 18, 2008

Garip Rastlantı

Dün internette Xealon için tarama yaptım, uydurma bir isim olduğu için aslında bir şey beklemiyordum. Ama bir baktım, bir kullanıcı adı olarak geçiyor, hem advagato'da hem de youtube'da.
İlginç.
Ya milyonda bir (belki daha da az ) ihtimal gerçekleşti ve anlamlı bir sözcüğü tutturdum,ya da daha ilginç olan gerçekleşti ve birisi daha benimle aynı sözcüğü uydurup kullanmaya başladı.
Velhasıl dil böyle böyle ortaya çıkıyor galiba :)

Xealon Günlükleri -- Bölüm: Buospota -- Rei Xen'de Tutuklama(1-2)

Rei Xen’de Tutuklanma

Krallık son yıllarda, yönetici grup kendi rahatlarından başka bir şey düşünmediği ve son derece tutucu ve içi boş bir kurallar dizisini Krallık’ın resmi felsefesi ilan ettikleri için, komşu sistemlerdeki gelişmelere ilgi göstermemiş,Krallık içinden gelen tepkiler de susturulmuştu. Bir yıl kadar önce toplanan Evrensel Barış Konseyi’nde Krallık’ın küçük görülmesi ve komşu sistemlerin artan saygınlıklarıyla ticari öncelikler kazanmaları Kral’ı huzursuz etmeseydi, her şey aynen devam edecekti. Kral, kendisine kan bağıyla bağlı yönetici grupta aslında kuralları koyan tek kişiydi. Bu yüzden etkilere çok açıktı, gücünü kaybetme korkusu ile de gittikçe paranoyaklaşıyordu. Kendisinden önceki kralların tarihinde onu tedirgin edecek bir olay olmasa bile, zamanın değiştiğinin az çok farkına varabiliyor ve çevresindekilerin eskiden çok umursamadıkları diğer sistemlerin artan gücünden dolayı ona ihanet edeceklerini düşünüyordu. Paranoyaklığı Krallık’ta casusların yakalanması ile daha da arttı. Eskiden önemsenmeyen bu ufak sistem, belli ki nüfusları da güçleri gibi hızla artan komşuları tarafından ideal bir sömürge olarak görülmeye başlanmıştı. Zayıftılar, savunmaları zayıftı, yönetim kabiliyetleri zayıftı. Krallık’ta yeni yeni ortaya çıkan tüccar grubu Kral’ın endişelerinden faydalanıp güçlenmeye başladılar. Ona diğer sistemler hakkında bilgi getirmek hatta gerekirse yeni teknolojiler hakkında bilgi aşırmak karşılığında hareketlerinde serbestlik kazandılar. Başlarına buyruk davranmaya başladılar. Bu sırada, Kral da bilim adamlarından güvendiklerini etrafında topluyor, onlardan ne yapmak gerektiğini öğrenmeye çalışıyordu. Ama kendi banazlığı, ve çevresinin tutuculuğu yine de gelişmeye engel oluyordu.

Thoux, dildeki ustalığı ve kurnazlığı sayesinde Kral’a en yakın bilim adamı haline gelmeyi başardı. Danışmanlarının hoşuna gitmese de Kral’ın aklına girip yeni projeler başlatmayı bile başardı. Elbette bunlar hiç kolay olmuyordu.Thoux’un aslında tek yaptığı Kral’ı çok iyi gözlemlemek, korkularını fark etmek ve onların üzerine gitmekti. Yine de ilerleme çok yavaştı. Zaman geçtikçe, Başgezegen Rei Xen’de, Krallık’ın güç kaybettiği daha çok konuşulur oldu. Kral’a güven azalıyor, yolsuzluk söylentileri artıyordu. Rei Xen hızla karışmaya, tam bir kaos ortamına sürüklenmeye başladı.

1.

Alrosthei Szowre beklediğinden iyi ağırlanıyordu Tuscan İdari Hapishanesi’nde.

Ortalık karışmaya başlayınca,Thoux ona Xealon’a dönmesinin iyi olacağını haber vermişti. Ama dönmeden önce yapması gereken son bir görev vardı. Alros, Thoux’un Rei Xen’deki sağ kolu ve Kral’ın yanında hızla parlamasının arkasında yatan en önemli sırdı. Rei Xen’de olan bitenleri ve Yönetici Grup’la ilgili tüm haberleri ona Alros iletiyordu. Alros ve Thoux kartlarını akıllıca oynamışlar, ve Alros’un Rei Xen’deki bilim çevresinde sözü geçen, ve yönetici grubun danışmanları üzerinde de etkisi olan bir isim olmasını sağlamışlardı. Alros, Thoux’dan son görevi ile ilgili mesajı aldığında, bunun hapishanede sonlanacağını anlamıştı ama yine de yapmıştı yapması gerekeni.

Thoux’un gönderdiği mesaj çok açıktı. Thoux, ondan Tuscan İletişim Akademisi’nde sadece konsey yetkililerinin girebildiği, Krallık Sinyal Protokolleri’nin de saklandığı Resmi Kütüphane’den Syrnaon klanı ile Threne ve Kreotia sistemleri için resmi bağlantı kodlarını ve 1 yıl öncesinden 4 ay öncesine kadar yapılan görüşmeler arasından bazı anahtar kelimeleri içerenleri kopyalamasını istiyordu. Alros içeri gizlice girmeyi ve kopyaları almayı başarmıştı.Ama tam Xealon’a gidecek gemiye binerken tutuklanmıştı.Alros neden tutuklandığını tahmin edebiliyordu. Kütüphaneye izinsiz girmesi Krallık Yasaları’na göre bir bilim insanını bile tutuklatabilecek kadar büyük bir suçtu. Ama izin alması da aylar sürecek bir bürokrasi zinciri demekti ve izin için geçerli bir nedeni olması gerekiyordu. Alros’un vakti yoktu,ve asıl nedeni doğrudan söylediğinde,zaten izin vermek yerine doğrudan hapis cezası verirlerdi. Bir bahane uydursa bile, kısa zamanda yetkilileri ikna edecek bir neden bulmak neredeyse imkansızdı. Thoux’un kendisi başvursa bile ihtimal çok düşüktü.Dolayısıyla kütüphaneye gizlice girmek ve yakalanma riskini göze almak gerekiyordu.

2.

Kütüphane oldukça eski bir yapı oluğu için ve daha önemlisi Krallık’a doğrudan ait olan tüm mülkler kutsal sayıldığı için binada detektör yoktu. Güvenliği aşmak da Alros gibi Rei Xen’de son derece popüler olan birisi için sorun olmamıştı. Rei Xen sokaklarında zeki ve karizmatik Alrosthei Szowre’nin tez çalışmasının Rei Xen’in aylardır içinde bulunduğu karışıklığı çözebileceği konuşuluyordu. Alros’un karizmasına söylentiler de eklenince,güvenlik biriminde çalışan tanıdıklarıyla iş çıkışı içki içerlerken kısa bir konuşma yapması yeterli olmuştu.

Alros, sohbet arasında her zamanki gibi tezi ile konu açıldığında, aklından planı uygulamaya başlamış ve önce, canını çok sıkan bir konu olduğunu söylemişti.


“Doğrusu, tezim çok büyük olasılıkla bir şeyleri değiştirebilir, gidişatı düzeltebilir. Ama birkaç gün önce bazı eksiklikler olduğunu fark ettim.Bu eksiklikler,tezimin etkili bir biçimde tamamlanmasına engel olacak ne yazık ki.”


Arkadaşları Alros’un son derece dertli görünmesi ve neredeyse tamamen dolu içki bardağını bir dikişte bitirmesi üzerine çok meraklanıp üzerine gitmişler,sorunun ne olduğunu anlatmasını istemişlerdi.


“Rei Xen’deki problemlerle ilgili birkaç çözümüm var tezimde. Ama açıkçası içlerinden sadece biri gerçekten etkili olacak. Ne yazık ki burada size anlatamam,biliyorsunuz hem şu gizlilik meseleleri hem de tezimi konferansta açıkladığımda kimsenin haberi olmamasını istiyorum. Anlarsınız.”


Arkadaşları tam anlamasalar da büyük politik oyunlar döndüğünü düşünüp kafa sallamışlardı.


“İşte o en etkili çözümde bir aksaklık var ne yazık ki. Çözümüm henüz yeterince kararlılık göstermiyor.”


Sonra masadakilerin anlamayacağından emin olduğu teknik bir dille problemi açıklıyor gibi konuşmuştu. Masada konudan anlayan biri olsa Alros’un ne kadar saçma sapan şeyler öne sürdüğünü hemen anlardı.


“Yani,sonuçta bu çözümü sunamam bu halde.”


Sonra durup,derin derin düşünüyormuş gibi boşluğa bakmıştı bir süre.


“Tabii o kitaba bir bakabilsem,problem hemen hallolacak ama…”


İç geçirip sustuğunda arkadaşları merakla devam etmesini istemişlerdi. Konu kitapsa, onlar da kütüphanede çalışıyorlardı, ve diğer kütüphanelerde de bir sürü insan tanıyorlardı.Belki bir yardımları olurdu.


“Ama ,yok, nasıl yardım edeceksiniz.Bu dediğim kitabın Krallık’ta tek kopyası var o da Resmi Kütüphane’de. İzin almak için aylar gerekiyor biliyorsunuz. Hem o dar kafalı bürokratları bilirsiniz,izin çıkmayabilir bile. Yok, benim o kadar vaktim yok. Çok yazık.”


Üzgün, ağlamaklı bakışlarını kısaca arkadaşları üzerinde gezdirdi. Arkadaşları yapabilecekleri bir şey olduğunun farkına varmışlardı ancak yardım etmeleri onlar için de Alros için de çok riskliydi.Yine de eğer bu kitap gerçekten bu kadar önemliyse, Rei Xen’deki problemin çözümünde gizli kahramanlar olabileceklerini düşünmek ve sıkıcı hayatlarında torunlarına anlatabilecekleri heyecanlı bir öykü olması fikri onları heyecanlandırmıştı.


Kısa bir tereddütten sonra Alros’un beklediği teklif geldi. Alros önce bu fedakarlığı kabul edemeyeceğini,çok duygulandığını ama bunun çok riskli olduğunu söyleyip reddetti. Bir yandan da arkadaşlarının cesaretini överek onarlı gizliden gizliye cesaretlendiriyor,ısrar etmelerini sağlıyordu. Sonunda zorla ikna olmuş gibi kabul etti. Sorunsuz işleyeceğini düşündükleri bir plan yaptılar.


Alros, akşam banyosundaki aynaya bakarken, gerçekten de dedikleri kadar usta ve karizmatik bir konuşmacı olduğunu düşündü. Vücudunu dikleştirdi, en karizmatik olduğunu düşündüğü yüz şeklini ve duruşu aynada tekrar etti. Sonra durup aynaya gülümsedi:


“Şu anda hiç olmadığın kadar aptal görünüyorsun Alrosthei Szowre!”


Göğsünü kabartmak için tuttuğu nefesini bıraktı ve kendi kendine gülerek ışığı söndürdü.

“Ama işe yarıyor.”


Yatağına giderken hem heyecanlıydı hem de korkuyordu.

Hayata!

Doğaya karışmak istiyorum şu sıralar.
Doğaya karışmak, doğa olmak. Hissetmek istiyorum. Dokunuşları, sesi, kokuyu. Bazen yolda yürürken ayaklarım kendilerini yavaşlatıyor,kokluyorum. Havada bir soru işareti var. Sesler ayaklarımı,ayaklarım beni yönlendiriyor. Bir su gibi berrak kokuyorsa hava huzur doluyorum. Rüzgarsa tenimi saran bir elbise gibi huzur doluyorum.
Sadece durmak istiyorum güneş ışıkları yüzüme vurunca. Durmak,havada asılı kalmak gibi. Hafif ve basit. Dinlemeye çalışmadan duymak, görmeye çalışmadan görmek, koklamaya çalışmadan kokusunu almak istiyorum herşeyin. Güneş ışıkları geçip gitsin tenimden istiyorum. Saydam olayım. Ben(ya da biz) serbest kalayım. Akıp gideyim.
Bazen gecede, berrak gökyüzünde yıldızlarla olmak istiyorum. Yanımda bir iki kelam duymak,ama sessizce dinlemek...Sohbetler şarkı gibi geliyor, gülüşler ayışığını yansıtıyor. Ben ben olup dostlukta kaybolmak istiyorum, gecede kaybolmak istiyorum, uzayda kaybolmak istiyorum. Bir nokta olduğumu hatırlamak,bir noktanın hareketinin çizginin gidişatını değiştirdiğini hatırlamak ve beni sarmış tüm noktaları tek tek yeniden sevmek istiyorum.
Noktalar toplaşıp bir mesaj yazalım yıldızlara istiyorum.
Bir mesaj olsun ki bizimle beraber haykırsınlar : Hayata!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails