Sayfalar

Perşembe, Ocak 01, 2009

Yalnızlık


İki kelama bir içten gülüş,
İki ese bir nargile dumanı eş.
Benim dünyamda boşluklar da
En az kalabalıklar kadar hoş.

Gözlerim sessizse dost,
Bana sakın küsme,
Benim çarem yalnızlıktır.

İsyanımız varsa hala
Durmayan zamana,
Bu delilik de bizim değil mi?
Fısıltılar karışır rüzgara.

Derdine ilaç olam dost,
Gel yine delirelim ama,
Senin çaren yalnızlıktır.

Yıldızlara dalıp gitsek,
Şehirlerimizde kaybolsak,
Suslar konuşssa da
Biz şu huzura bir varsak.

Gözlerle anlaşıp dost,
Zihinde bir olsak da,
Kaderimiz yalnızlıktır.

Salı, Aralık 09, 2008

Geceye Saklananlar


Tersyüz oluruz yalnız gecelerde,
Ne saklanmışsa dökülür ortaya.
Bütün sözlerin üzerinden geçilir.
Her içte kalana bir ah iliştirilir.

Yeni soru işaretleri doğar gecede,
Keşkeler acabalar başlarken dolaşmaya.
Belki gözden düşen her damlada
Aynaya sorulamayan bir soru gizlidir.

Hayatın rengi değişiverir bir gecede.
Rüyalara taşınmaya karar verir dünya.
Yaşananlar artık sadece bir hayaldir,
Ya da hayaller tek gerçektir.

Tersyüz oluruz yalnız gecede.
Yargılama gün ışıyana kadar devam eder.
Her yeni gün öncekinden yamalıdır.
Her yeni hüzün bir sonraki geceye saklanır.

2005 arşivinden..

Çarşamba, Aralık 03, 2008

Anlam

Köşeye çekip hayatı,

Sormuşum soruları,

Cevapları da gizlemişim

Kendime.


Balıklama dalıp sevgiye,

Dolaşmışım derinlerde,

İncileri de fırlatmışım

Dizelere.


Şimdi bakıyorum,

Neden bir anlam yok

Yazdığım çizdiğimde

Senden gayrı?


Ha sen hayat olmuşsundur belki,

O ayrı.

Pazar, Kasım 30, 2008

Yok Artık mı Demiştin?

Hiç hissettin mi,
Nedensiz ama neden-li
İçi boş ama yoğun
Absürd ve komik
Bir o kadar da mantıklı
Uçarı ve asık suratlı
Taptaze bir panik?

O zaman sana bir sır vereyim:
Aslında yok.

Yetişmesi gereken ödev,
İnsanların senin üstüne üstün fikirleri,
Bitmeyen monoton bir görev,
Ezici sorumluluk hisleri.
Koşan bir kalabalık,
Hayat gözlerini devire devire izlerken.
Gerçeklik, koştukça gerçekliğini yitiren.
Amaçlar, uzandıkça geri çekilen.
Derin nefes al, gözlerini kapa.

Ayak sesleri dediğin pat pat
Aslında yok.

Zamanın sonu var bir yerde,
Bir yerlerde evrenin sonu.
Dünyanın sonu çok komik duruyor.
İnsanın sonu daha da komik.
Başlangıcı da muamma değil mi zaten?
Soru işaretlerini nereye koyuyorsan
Orayı büküyorsun
Sonra soru işareti seninle dalga geçiyor.

Gıdıkla beynini azcık,
Aslında o da yok.

Yok artık değil mi?
Evet, gerçekten yok.
Gerçek yok.
Noktalardan noktalar çıkarıyoruz,
Ünlemlerden ünlemler.
Sonra yaramaz soru işaretleri
Kağıtlardan çıkıp
Masanın üstünü karıştırıyorlar,
Biz bakmadığımızda.
Zaten bakmıyoruz,
O yüzden onlar da yok.

Yani paniklediğin şey tüm gün,
Aslında yok.

Bence uyumalı artık,
Hazır her şey yok olmuşken…

Cumartesi, Kasım 29, 2008

Te

Ey hayat,
Su ol tekrar ve tekrar,
Tüm hücrelerime işle.
Su ol parıldayan,
beni al yıka
Ve dönüştür.

Şimdi zamanı
Bir kez daha.
Ama son kez değil
Ve son olmadı hiç.

Dalarak gözümüz kapalı
Kimbilir kaçıncı kez
Ama ilk defa bu kadar çok
Derinlerdeki o incinin
O büyülü ışığı
Bırakalım aydınlatsın bizi.

Derinlerden korkmamayı da
Koşulsuz sevmek gibi,
Huzurla susmayı da
Kalpten anlatmak gibi
Bana sen öğretmedin mi?

Bırakalım
Bir dönüşsün
Bembeyaz bir güle
Taç yapraklarından süzülsün
Okyanus damlaları
Çiğ çiğ...

Pazartesi, Kasım 17, 2008

Onların Bildikleri ve Bilmedikleri…

Olasılık hesaplarımız
Bir yerlere varabilseydi,
Dönüm noktalarımdan geçen çizgiler çizmek isterdim.
Sormak isterdim bir de,
Niye her seferinde
Monotonluğa karşı çıkışımı yanlış anladığını.

Ama bir cevap yok.
Herkesin de gayet iyi bildiği gibi,
Bu yeri tanımlamaktan aciz olasılık teorisi.

Şimdi tek sahip olduğum
Kağıtlardan ve kitaplardan oluşan bir dağ.
Üstlerindeki her bir nokta bir göz,
İçimde vızıldayıp duran sineklerin gözleri.
Melodilerle tatlandırılmış bu kağıt yığını
“Olduğu kadar” derdi,
Eğer konuşabilseydi.

Ama ne yazık ki,
Herkesin de gayet iyi bildiği gibi,
Kağıtlar ölü ağaçlardır ve
Konuşamazlar.

Ben de bunun yerine,
Konuşuyorum başka bir benle.
Biraz dumanlı ve biraz kuşkucu.
Belki biraz da dalgacı ve hafif.
Her neyse, kime ne zararı var ki?
Aslında fena olmazdı
Bir gizli gülüşü daha paylaşmak.
Ama Melvin boğulduğu suya
Yeni bir tarif istememişti.
Ben de aynen paylaştığımız sırlara.

Ben böyle iyiyim.
Herkesin de gayet iyi bildiği gibi,
Melvin normal değildi,
Ben de değilim.

Soru işaretleriyle fazla samimi olunca,
Üç noktalara doğru yola koyuldum.
Dedilerdi ki keşkeler sankilere döner orada.
Telefonumu da kapattım.
Arama. Sanki arayacakmışsın gibi.
Sadece bil diye, ben buradan ayrıldım,
Orion dolaylarında bir yere doğru.
Zaten orada telefon da çekmiyor.

Hiç deneme bile.
Herkesin de gayet iyi bildiği gibi,
Dumanlı keyiflerimi
Herhangi bir eril organizmaya tercih ederim.

Hadi ama şimdi,
Sakin ol, rahatla.
Ben sana bakmıyorum,
Baksam da görmüyorum.
Ne istersen yap,
Çok düşünme.
Hatta hiç düşünme.

Hem zaten,
Herkesin de gayet iyi bildiği gibi,
Ben hiçbir zaman öngörülemedim.

Cumartesi, Eylül 27, 2008

Denize Birakilan Sise...

Sen anlat, ben dinliyorum.

Büyüleyici sesin denizden esen tuzlu bir meltem gibi serin ve içimi yakıyor. Ve o melteme karışıp uçmak, yükselmek ve o sesle gittiği en son yerde yokolmak istiyorum.

Nefes alıyorum sen konuşurken, soğuk havada dudakların arasından yükselen buğunun sıcaklığıyla doluyor ciğerlerim. Sen anlat, ben senin kokunu içime çekiyorum. Kokuları geliyor burnuma o vahadaki eşsiz çiçeklerin.

Hadi ama susma, anlat. Gözlerini sabitle gözlerimde konusurken, başka yere bakmasinlar ve ben karışayım gozlerine, boğulayım.

Olmazi oldurmaya cabalamam zaten, olmazligini daha cok severim. Acik bir mektup bu belki, hic okumayacagin, hic gormeyecegin hatta. Ben senin enerji halkalarinin icinde gezinmeyi seviyorum sadece, baska bir niyetim yok. Etrafimda ol yeter. Zamanla ozgurlugum de esaretim de sen olacaksin.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails