Sayfalar

Salı, Şubat 17, 2009

Oturmaya mı geldik?

Hadi kalk.

Gidiyoruz.

Yorgunsun, biliyorum, ama yetmedi mi boş yere oturup da saniyeleri susturduğumuz?
Zaten göz açıp kapaman yeter, yol yoksa yolculuk da yok.

Uzak ve dokunulmaz. Sınırsız ve bizim. Şekilsiz ve dokundukça renkleniyor dip köşe.
Gel, boşver şimdi. Neymiş bütün o sorular, bırak gitsin. Zincirlerimizden kurtulmuştuk güya, nasıl da demirlemişiz olasılıksızlıklara. Özgürlük bağımlısı olmuşuz kendi aklımızda.
Akıp gitsin zaman dediğin kuruntu.

Sessizlik. Tek cevap bu.
Yollara düşmenin ne alemi var. Varabileceğin son noktadayız işte.
Onlara uzak, bunlara sessiz, şunlara gülücük.
At kahkahalarını artık saklama. Bak kimse yok yorumlara tanımlara sokacak seni. Bırak gitsin içindeki nedensiz neşeyi.
Sanki ne olacak daha? Giden gitmiş, kıran kırmış, geçen geçmiş. Oturup da daha neyin hesabını yapacağız.

Sal kopyalarını yelkovanla akrebin üzerine. Uğraşsın o, kimsenin ruhu duymaz.

Zaten ben senim, sen bensin, sadece minicik bir incir çekirdeğiyiz üstelik.
Hadi artık ne bekleyeceğiz uygun koşulları, filiz vermeyi, ağaç olmayı, meyve vermeyi. Hadi hadi, döngüler bitmiş.

Hayat bizden başlamış.

Hayat bizden gitmemiş.

Üstelik kaçırmamışız da filmi bak.
Daha sadece reklamlardaymış.

2 yorum:

karabatak dedi ki...

eee hadi nereye diye sorasımın gelmesi normal mi? :))

Platypus dedi ki...

cok normal...
cevabini biliyorsun diye cevap vermem de en az sadece gulumseyerek cevap vermem kadar normal sanirim...
hah bu arada, bugun burgerstrasse'deki isiklardan gecerken gene gunesin azizligine ugradim ve normalin tanimini sanirim yaptim. ( (alkislar ve isliklar) "sagolun efendim, cok tesekkurler")

oraya mumkunse nirvana kavsagi demek istiyorum bundan sonra

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails