Sayfalar

Çarşamba, Ocak 19, 2011

Anit

Bir sure once bu blogun ismini degistirmistim, Orion'dan sevgilerle olarak... Bunun bir nedeni vardi : kendimi gittikce artan bir sekilde, uzayli gibi hissetmem. Insan elbette her zaman etrafindakilerle anlasamayabilir, fikir ayriligina dusebilir; ama bu celiskiler artiyor ve kesisme noktalari da gittike azaliyorsa, iste o yabancilasma yada bana gore "uzaylilasma" hissi sizi ele gecirmeye basliyor.

Bu yeni bir durum degildi, degil ve olmayacak.

Ama bu durum, benim tam bir uzayli oldugum, yani dunyadan bir haber yasadigim anlamina da gelmiyor. Tam tersine, dunyada olanlara tepki gosteren ve gosterdigi tepkiden oturu daha da uzaylilasabilen bir uzayliyim ben. Cok mu karisik oldu? Oyleyse laf kalabaligini birakalim.

Epeydir kafami toplayip yazamiyorum, cunku kafamda cok sey var. Bilim her zamanki gibi hayatimin cok onemli bir bolumunde oturuyor ama ayni zamanda baska bir konu da gittikce daha fazla yer kaplamaya basladi.

Ben insanligin gelecegini dusundukce huzursuz olan, oturup kalmamasi gerektigini dusunen bir grup insandan biriyim. Daha ozel olarak da ulkemin durumundan rahatsizim. Hem de cok. Goruyorum ki insanlar artik sanal ortamlarda bile sinmeye basladilar ve bazi insanlar da sirf inadina olsun diye, ne dediklerini dusunmeden sivrilmeye basladilar. Ikisi de cok tehlikeli elbette, sinmenin bize dogru gelen karanlikla suc ortakligi yapiyor olmasi kadar dusunmeden atilan her aksi adim da kamplasmaya, kavga ve siddet icin neden yaratmaya hizmet ediyor. En azindan su an icin... Ama ongorebildigim, yakin gelecekte bir zamanda, kamplasmadan artik bahsetmeyecegiz bile , bu oylesine icimize islemis bir gerceklik olacak ve baska turlusunu dusunmeyecegiz hatta belki de unutacagiz.

Her turlu baski ve yasak, eninde sonunda isyanla karsilasir. Kacinilmazdir. Sadece bu isyanin ne zaman gelecegi belirsizdir ki, onu da toplumun hem yakin hem de uzak gecmisini, kulturunu, sosyal yapisini dusunerek bulabiliriz. Gercekten o kadar zor degil.

Surec basladi bile. Sessiz kalmayan, soluduklari tum gaza ve kis sogugunda yedikleri buz gibi basincli sulara ragmen sessiz kalmayan tum gencler hala umut oldugunun bir isareti.

Acik acik soyluyorum burdan : Benim derdim kisilerle degil, zihniyetle. Cunku kisiler belli bir zihniyetin, belli bir fikrin masalaridir en fazla. Bu nedenle gelip gecen hukumetlerden cok toplumda ve toplumu olusturdugu farz edilen yasalarda biraktiklari izler onemlidir.

Siyasi tum kisilikler, en onemli liderler bile gelip gecerler. Yasayan fikirleridir. Ve her fikir saglikli ve adil degildir. Bazi fikirler insanin insanlik haklarini cigneyerek, korkuyla ve baskiyla kendilerine yer acmaya calisir.

Ne yazik ki korku cok kuvvetli bir aractir. Kendine guveni olmayan, birey bilinci tasimayan, ozetle kendi degerinden bihaber vatandaslarin olusturdugu "suru" toplumlarda fikirler en kolay korkuyla tasinir, iletilir. Sevgiyle degil.

Sevginin ve anlayisin, pesinden de aydinlanmanin gelmesi icin once bilinc ve kendinin farkinda olmak gerekir.

Sirf Turkiye degil, Dunya capinda cok kabul goren bir anlayis bu. Ogretimin ilk safhalarindan itibaren sindirmeye ve ozguveni azaltmaya yonelik uygulamalar, dusunmeyi koreltme ama ezberci anlayisi destekleme seklinde ilerleyen ders planlari... Kucuk yaslardan tohumu atilan buyuk bir sorun bu.

Bu yaziyi yazdigim zaman, 19 Ocak, Hrant Dink'in, yani butun bunlarin bilincinde olan ve fikirlerini aciklikla soylemekten cekinmeyen bir aydinin olduruldugu gun. 4 yil gecti. Aslinda liste cok uzun, Bahriye Ucok, Muammer Aksoy, Cetin Emec, Ugur Mumcu, Ahmet Taner Kislali, Ali Gaffar Okkan ve Hrant Dink o utanc listesindeki isimlerden sadece birkaci.

4 yilda neler degisti, neler degismedi? Neler aydinlatildi, neler karartildi? Terazinin neresindeyiz? Bir dusunelim. Asil katiller serbest kaldikca, takdir gordukce; yasakci ve baskici zihniyet her dara dusutugunde siddete basvurmaktan cekinmedikce; ve biz ustune sessiz kaldikca, sindikce daha cok canimiz yanar.

Insanlar, kendi begenmedikleri herseyi digerlerine de yasaklamaya calistikca, hoslarina gitmeyen sesleri kesmeye calistikca, beyinleri daha da korelmeye, anlayislari daha da zayiflamaya devam edecek. Bu da ancak bundan beslenen ideolojilerin isine yarayacak.

Ne yapilmali?

Dusunmeli. Susmadan, cesaretle, gerekirse inadina ...

Dusunmeli.

0 uzayli demis ki...:

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails